9 Mart 2015 Pazartesi

Rabbim Ölüm Senin Emrin Ama Ne Olur Böyle Olmasın .. ;'(

Hamileydim bu yazıyı okuduğumda..Bir anne ile tanışmıştım, hastaydı ve güçlü olmak için elinden geleni yapan harika bir anneydi. O günden bu yana takip ediyorum. Ne haldedir , nasıl oldu diye.. Az önce internete girince kötü haberi aldım ve bir akrabamı kaybetmiş kadar çok ama çok üzüldüm. Anneyim ben .. Ve bu hastalığına rağmen hayatta kalmak için, oğlu için dişini tırnağına takan bir anneyi kaybettik .. Aslında neler yazılabilir onun için ne güzel, ne kahramanca sözler ama gerçekten şuan boğazım düğüm düğüm .. Mekanın Cennet Olsun Güzel Anne .. Oğlun senin kahraman hayat duruşun ve savaşınla her zaman gurur duyacaktır eminim ..

Seyahate Giden ANNE Gibiyim .. 


Bu yazıyı yazarken sabredeceğim ağlamamak için.
Aynı başlıkta yazdığım gibi hissediyorum kendimi, ama belliki benim seyahatim bayaca uzun sürecek. İster bir annenin vasiyeti diyin bu yazılanlara, ister gözü arkada kalmasın diye aklından geçenleri sıralıyor diyin.
İyiydim gerçekten 2 hafta önceki düşüşü laboratuar değerleri yanlıştır umudunu yaşıyordum, Dr’umda öyle inandırmıştı. Ama değilmiş, artık mikroskop altında da değerlerim hızla düşüyor. Malesef kağıt üstündeki gerçekler doğru… Diş etlerim çekilmeye başlıyor diyince zaten Salı günü kemik iliğine bakalım dedi. Nefesi kesildi adamın ama, sen çok ağladın karşımda benimde ona moralim bozuldu dedi. Nasıl ağlamam öyle bir derdim varki içinden çıkamadığım nasıl ağlamam. Evladım ne olacak Dr’um dedim. Sıkıntılı günlerin gelmesine ağlamıyorum, benim derdim evladım dedim.
Evet evladım tek derdim…
Herkesin Atakan’a çok iyi davrandığı kesin hatta davranacağıda. Annem, babam, kardeşim en başta hatta Emrah kendini toplayana kadar Atakan ilk dönemlerde kiminle kalır. Sevdiği alıştığı insanları yanında göremeyince ya da gördüklerinde ağlayan gözlerle gördüklerinde napar yavrum. İş seyahatine giden bir anne defalarca kafasından geçenleri söyler yavrusunun bir şeyi eksik kalmasın diye…
Eskişehire gödeririler belki biii süreliğine orasıda çok soğuk, keşke annem göndermese,
Kalbi kırılırsa anlarlarmı,
Dudakları beyazlamış biraz, benzi sarı gibi gözüküyor deyip hemen kan testi yaptırmaya götürürler mi,
Anneyi sorduğunda ne cevap verirler,
Meyveler, sebzeler defalarca sirkeli suyla yıkanır mı,
Marketten alınanların özellikle Atakan’nın yiyeceklerinin son kullanma tarihlerine her defasında unutmadan kim bakar,
Her akşam ılık sütünün içilmesi, Dişlerinin fırçalanması atlanılmaz mı,
Günlük taze meyve suyu sıkılırmı mevsim meyvelerinden,
Terleyince üşenmeden anında atlet değişir mi,
Nelerden mutlu olur diye düşünülür mü,
Değişik kitapları kim araştırır,kim alır peki,
Bıkmadan sıkılmadan kim oyun oynar onunla,
Bıkmadan sıkılmadan saçlara cici yapmasına kim izin verir,
Gideceği okuldaki eksiklikleri kim farkeder,
Öğretmeniyle sürekli yakın diyaloğa kim girer, o özel biii öğrenci iyi bir gözleme ihtiyacı var annesini kan kanserinden kaybettik der,
Evde televizyon seyretmeyip kim aktivete yapar el becerisi gelişsin diye hem de hergün,
Kendi çocuğuna ya da çocuklarına sabır gösteremeyen insanlar Atakan’ıma nasıl sabır gösterir,
Bir varmış, bir yokmuş… Ömür bu iki kelime arasında geçen zaman… Zamansa bazen dost insana, bazen düşman bize düşman oldu.



Emrahım canım sevdiğim çok üzdüm seni en fazla kötü günlere, seninle göğüs gerdik. Hakkını helal et. Bundan sonra işin daha da zor olacak. Ama sana güvenim tam. Bir kaç gün önce demiştinya bana, parkta oynarken bizi birisi seyretse deli bu adam der ama ben oğlumla çocukluğumu tekrar yaşıyorum diye. Hep öyle deli baba ol olur mu o zaman Atakan yokluğumu daha az hisseder belki…
Evde demiştim ya ben, sana sevdiğim,
Atakan seninle gerçekten iyi vakit geçiriyor hep gülüyor. Sen iyi bir babasın diye… Ben hep bişeyler öğretme çabasındaydım, sense eğlence, öyle olduğu için o kadar mutluyum ki hep mutlu ve onu güldüren babasıyla birlikte yaşayacak diye… Öğretmenler zaten öğretir öğrenmesi gerekenleri. Gülmek daha iyi bir ilaç. Onuda sen hep verdin ve vericeksin canım sevgilim.
Canım annem, canım babam, canım kardeşim hakkınızı ödeyemem şimdiye kadar çok emek verdiniz bize. Asıl şimdiden sonra sizlere daha çok iş düşüyor dimdik durup Emrah’a destek verme zamanı. Atakan başta ALLAH’a sonra Emrah’a sonra annem, babam, kardeşim size emanet…
Keşke herşey farklı olsaydı. Yaşam mutlu dolu günlerle dolsaydı…
Annem hediye kaban almak istedi. İstemedim çünkü seneye kışa çıkmam heralde.
Sabahleyin aradın annem.
Ne olur güçlü ol diye. Lütfen gel alalım dedin. İstemem annem dedim.
Ateşim var öksürüyorum dışarı çıkmıcam dediğimde Atakan’ım koşarak geldi ne dedi biliyomusun…
”’ Ateşin olmasın, ne olur öksürme canım annem dayanamam sana ”’ dedi.
Telefonu kapadım çöktüm oğlumun yanına ben sana dayanamam merak etme geçer dedim, geçsin annecim dedin.
Dayancan annem diye haykırdım içimden…
Şuan ezan okunuyor. Yalvarırım rabbime evladım için bana yaşama şansı ver. Salı günü gireceğim operasyon sancısız geçsin, en önemlisi sonucu güzel gelsin. Çok bişi istemem sadece sağlık. Ama artık o kadar yıkıldım, o kadar güçsüz kaldım ki. Savaşacak gücümü yitirdim. Emrahımın, annemin, babamın, kardeşimin gözünü yaşlı görmeye gücüm kalmadı.
Arayan eş, dost, akraba açamadım telefonları açamayacağımda, biliyorum dualarınız benimle ama gücüm yok konuşmaya birde tabiii Atakan’ım anlamasın durumu diye.
Salı gününün güzel geçmesini bu kadar umutsuzluğun içinde yinede umut ediyorum…

Ölümsüzler ..

Klip izlemeyi hiçbir zaman sevmedim .. Lise de okurken , genç bir birey olmanın büyüsüne kapılıpta , başımda kavak yelleri eserken de en büyük keyfim geceleri radyo dinlemekti .. Bilinenin tersine geceleri hareketli , gündüzleri arabesk takılan bir ergendim .. Muzo diye bir radyo programcısı vardı ilk zamanlar ona takıldım , bir ara ondan sıkılıpta frekansı değiştirdiğim de ise matrax ile tanıştım .. Hiç aralıksız dört , beş sene dinledim bu programı da .. Bir zaman sonra ise yavaş yavaş terk ettim bu alışkanlığımı ..
Ne de olsa istediğim anda istediğim şarkıyı dinleme imkanım mevcuttu artık gelişen teknoloji sayesinde ..
Şimdi düşünüyorum da sıcacık yatağın içinde , düğmesine bastığımda tepesindeki o kırmızı ışığı yanan , ışığı yandığı zaman da ses kalitesi oldukça düşen o radyodan , ne şarkılar dinlemişim .. Hatta gülerek ne biçim şarkılar dinliyormuşum beee bile dedim kendime ..
Arada radyo dinlemek güzel oluyor hala .. Geçmiş falan ..



Şimdilerde kaybolmuş , çocukluğumun ünlü şarkıcılarına bile rastlayabiliyorum şansım varsa .. Bu arada radyoyu açıp baktım da matrax ve Zeki Kayahan hiç değişmemiş hala .. Baya istikrarlı .. Ve o yıllar da en sevdiğim parçalardan biri .. Tamirci çırağı .. Galiba eskimeyen her şey güzel , tıpkı bu parça gibi ..




2 Mart 2015 Pazartesi

Bahar .. Gel Artık .. :(

Bazen öyle zamanlar oluyor ki,bırakın başkalarını anlamayı kendimi anlamaktan bile çok uzaklaşıyorum.Bugün de öyle günlerden biri ..
İnsan kendi kendini mutsuz etmek için sebepler üretir mi hiç ..? Ben üretiyorum valla..mutsuz etmek için uğraşıp duruyorum kendi kendimle .. Psikoloji de bir adı var mı bu benim yaptığımın bilmiyorum.. 
Düşünmekten beynimi yitireceğim hissine kapılıyorum bazen .. Niye böyleyim,nerden esiyor da geliyor bilmiyorum ..? T amam acı çekmek ruhun fiyakası,ben de acı çekmekten hoşlanıyorum ama bana başkaları değil ben acı veriyorum .. Olmadık şeylerden dert üretmeye neden bayılıyorum mesela ? Neden her şeyi en ince noktasına kadar kaydeden,kahrolası unutmak nedir bilmeyen bir hafızaya sahibim,neden ? Unutmak istediğim bir sürü şey varken neden neden neden ..? 




Ruhum kıskaçlar altında bugün .. Kafam da bir sürü deli soru .. İşin içinden çıkamayan ben .. İçime içime akan gözyaşları .. Bahar gelsin artık .. Özlem ile , hasret ile çağırıyorum baharı ve içime dolacak olan güneşi .. Gelin artık ..